Sokakta Geçen Çocukluk


0
1 yorum

Herkes anlatır ya “Bizim çocukluğumuz” diye. Sanırım sabahtan akşama kadar sokakta, komşuların evinde yaşanan çocukluk, bizimkiyle son buldu.

Muğla’nın o zamanlar kasabası, şimdinin mahallesi olan İçmeler’de geçti çocukluğum. O salçalı ekmek, akşam ezanı muhabbetlerinin hepsini yaşadım. Komşularımızın evine kendi evimize girer gibi girerdik. Mutfaklarına girer ekmek koparır çıkardık. Evin bahçesinde, sokakta top oynadığımız günler dün gibi aklımda. Haftada bir ayakkabı eskittiğim, düşüp bir yerimi kırdığımda dayak yediğim, kendi adıma konuşuyorum; anne ve babanın hala saf olduğu dönemlerimi o kadar özlüyorum ki!

Sinir Bozan Arkadaşlar

Evin civarlarında çıkmadık erik ağacı, dut ağacı bırakmazdık. Annelerimiz bize az kızmadı kıyafetlerimizi dallar yüzünden yırttık diye. Hele elma bahçelerine gizlice girişlerimiz. Muhakkak bir arkadaşımız bizden geride durur, tam biz ağaçlara dalmışken bağırarak “Elma çalıyorlaaaar, ağaca çıkıyorlaaar” der kaçardı. Biz de tabi bahçe sahibinin bize fırlattığı taşları kafamıza gözümüze kısmen de olsa yerdik.

Hiç unutmuyorum. İçmeler’deki ilk evimizdi. Bir komşu kızı vardı adı Yağmur’du. Bir keresinde bana tokat atıp kaçtı. Evine saklandı. Bir kaç gün bekledim. Sonra “Gel vallahi bir şey yapmayacağım” diyerek evden çıkardım. Etki alanıma girince kafasına taş fırlattım:) Kulakları çınlasın şimdi kim bilir nerede hayat kaygısında. Hele bu dönemde! Anlattığım dönem 1988 falan. 3 yaşından büyük değilim. Nadir olaylar da olsa 2 yaşımı bile hatırlıyorum.

İçmeler’deki 2. evimizde biyolojik saatimin nasıl da hatasız çalıştığını şimdi daha iyi anlıyorum. Dışarıda oynardım kendi kendime. Televizyon karşısına geçtiğimde Müfettiş Gadged daha yeni başlardı. Ninja Kaplumbağalar, Bugs Bunny, Richie Rich, Sevimli Kahramanlar, biraz sonraki dönemde Hugo vs. hepsini izlerdim. Hatta annem bazı sabahları bana çizgi film izlettirmezdi. Sebep: Dallas. Az çekmedim o Dallas dizisinden. Şimdiki değeri 5 para etmez dizilerden nefret ettiğim kadar nefret ederdim.

Babamın cebinden para çaldığım günler, gizli gizli denize girdiğim, bisikletle bana belirlenen haritanın dışına çıktığım, arabayı kaçırdığım, defterlerimi özenle kapladığım, silgime boynuma astığım, misket oynadığım, yazları sinek ilacı üfüren belediye araçlarının peşinden koştuğum, rahmetli dedemden zorla para aldığım günler… Zaman o kadar acımasız ki o dönemleri düşündükçe şimdi her anımın kıymetini daha iyi anlıyorum. Doğrularımla, eksiklerimle, yalanlarımla harika bir çocukluk yaşadım. Güven Duysak olarak her yaptığımın da arkasındayım. Çocuk kafasıyla alınmış kararlar da olsa 🙂

Sevgilerimle.


paylaş

0
1 yorum

1 yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Ve ne güzel anlattı yazar, çocukluğum gözümün önünden geçti tabi ben biraz daha küçüğüm bu dönemlerde komşularımız ile top oynardık, Atari diye bir oyun konsolu ile büyüdük, şimdi ki gibi sanal gerceklik değil 2 boyutlu Aladdinin sihirli lambası, bomberman. Şimdileri çok basit gelen şeyleri özlüyor insan.