İnsan kalitesi her yıl düşen şehir: İstanbul


Uzun bir süredir gelemediğim İstanbul’a Deniz ile birlikte Kurban Bayramı için geldik. Rüya şehir İstanbul fiziki olarak sürekli bir değişim sürecinde olsa da insancıklar bu şehrin ruhunu ayaklar altına almaya devam ediyor.

Bu akşam Deniz’le birlikte kısa bir yürüyüşe çıktık. Eski muhitlerine, 15 yıl kaldıkları apartmana doğru yürüdük. Eski komşuları ile sohbet etti Deniz. Yürürken de naçizane İstanbul değerlendirmesi yaptık elbette. Türkçe konuşan duyamıyorsunuz. Genelde Arapça. Vallahi ne derseniz deyin. Bu durum benim hoşuma gitmiyor. Çünkü mülteci olarak gelen, bayramlarda ülkelerine dönen bu insanlar, bu şehre, hatta Türkiye’ye uyum sağlayamıyor.  Zor durumda olana kol kanat germek, evimizi açmak bizim asırlardır tarihimizde var. Devlet zaten elinden gelenin fazlasını yaptı. Evet, gerekmeyecek ölçüde fazlasını. Neyse.

Yolda yürüme adetleri, sıra anlayışları, yüksek sesle konuşma adetleri, kısacası kendi evlerindeymiş gibi aşırı rahat davranmaları bana batıyor.

Ülke yönetiminin onlara sağladığı imtiyazlar bana batıyor.

Güzelim çocuklarını sokaklara salıp dilendirmeleri bana batıyor. Bakın ülkemizde binlerce Iraklı kardeşlerimiz var. Hepsi ekmeğinin derdinde. Dileneni görmedim, düzen bozan görmedim. Bu inşaların başımızın üzerinde yeri var.

Zaten İstanbul kozmopolit olma durumunu da aşmış vaziyette. Her milletten insan var. Sözüm sadece Suriyelilere değil. Düzeni bozan yurttaşlara da değiniyorum. Sokaklara gelişi güzel çöp atmalar, parklarda mangal yapmalar, piknik yapmalar vs. Bu durum bırakın İstanbul’u her şehrimizde var ve gerçekten çok yazık.

Bayramda ülkelerine dönmelerini de anlamıyorum. Neden? Bayramlarda güvenli mi? Bu dediklerimin dışında kalanlar elbette var. İnsanlar işlerini, evlerini bırakıp gelmiş burada yaşam derdinde. Ailesini kaybetmiş, acılar içinde kaçıp gelmiş burada yaşam derdinde. Bu insanlar üstelik sürekli bir mahcup hal içinde. Ama bana kızmayın Türkiye’nin ruhunu bozanlar daha fazla.

Bugün bir kez daha anladım ki İstanbul’un yapısı sadece insanların davranışları ile bozulmuyor. Elbette yine insan eli var işin içinde ama çarpık kentleşmenin ne kadar kötü olduğunu, uzun ve eski binaların arasından geçerken anlıyorsunuz. Rant var ya o kadar beter bir şey ki insanın gözü kararıyor herhalde. O kadar eski, tüm cephesi diğer binanın cephesine bakan apartman dairelerinde yaşamaya çalışan insanlar var ki ruhunuz sıkılır.

Neden anlatıyorum değil mi zaten hepiniz biliyorsunuz.

Herkese iyi bayramlar.

Saygılarımlar.


paylaş

0 yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir